|
Tweet |
OKUL ÇANTASININ MALİYETİ HER YIL BÜYÜYOR
Yeni dönem öncesinde ailelerin defter, kalem, çanta ve diğer temel kırtasiye ihtiyaçlarını karşılamak için önemli bir bütçe ayırmak zorunda kaldığını belirten Bayık, özellikle birden fazla öğrencisi bulunan ailelerin çok daha ağır bir maliyetle karşılaştığını söyledi.
Bayık şunları söyledi: “Bir kalem veya bir defter üzerinden baktığınızda rakam küçük görünebilir. Ancak çantayı açıp içerisindeki bütün ihtiyaçları topladığınızda bambaşka bir tablo ortaya çıkıyor. Bir de ailede iki veya üç öğrenci varsa bu gider katlanıyor. Çocuk okutmanın maliyeti ailelerin gelirinden daha hızlı büyümemelidir.”
SERVİS ÜCRETİ EĞİTİME ERİŞİM SORUNUNA DÖNÜŞMEMELİ
Evleri okullarına uzak olan öğrencilerin servis veya ulaşım ihtiyacının ailelere ayrı bir aylık gider oluşturduğunu ifade eden Bayık, öğrencinin okula güvenli biçimde ulaşmasının eğitim hakkının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bayık, “Velimiz daha okul başlamadan kırtasiyeyi düşünüyor, ardından servis hesabını yapıyor. Aylık ulaşım gideri aile bütçesini aşmaya başladığında anne ve babalar farklı çözümler aramak zorunda kalıyor. Çocuğun okula nasıl ulaşacağı ailelerin tek başına çözmek zorunda bırakıldığı bir ekonomik probleme dönüşmemelidir.” ifadelerini kullandı.
BESLENME ÇANTASI AİLENİN GELİRİNİ GÖSTERİYOR
Okulda geçirilen uzun saatler nedeniyle öğrencilerin yeterli ve sağlıklı beslenmesinin eğitim başarısı açısından önemli olduğunu belirten Bayık, ekonomik eşitsizliğin en görünür olduğu alanlardan birinin öğrencilerin beslenme çantaları olduğunu söyledi.
Bayık, “Aynı sınıfta bir çocuğumuzun beslenme çantasında ihtiyacı olan her şey bulunurken başka bir öğrencimizin çantası boş veya yetersiz kalabiliyorsa bunu görmezden gelemeyiz. Çocuklarımız ailelerinin ekonomik durumunu sınıfa taşımak zorunda kalmamalıdır. Açlıkla ders dinlemek arasında bırakılan bir öğrenciden eğitim başarısı bekleyemeyiz.” dedi.
HER ÖĞRENCİYE EN AZ BİR ÜCRETSİZ ÖĞÜN
Eğitim-İş’in öğrencilerin okulda sağlıklı beslenmesine yönelik taleplerine dikkat çeken Bayık, okullarda ücretsiz öğün uygulamasının sosyal devlet anlayışı içerisinde ele alınması gerektiğini belirtti.
Bayık, “Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesi yardım veya lütuf olarak görülmemelidir. Okul çağındaki her çocuğa en az bir sağlıklı ve ücretsiz öğün sağlanmasını istiyoruz. Böyle bir uygulama yalnızca aile bütçesini rahatlatmaz; çocuklarımız arasındaki ekonomik farklılıkların okul sıralarında görünür hale gelmesini de azaltır.” dedi.
ÜÇ ÇOCUKLU AİLENİN HESABINI DA YAPIN
Eğitim maliyetleri değerlendirilirken tek öğrenci üzerinden yapılan hesapların birçok ailenin yaşadığı gerçekliği göstermediğini belirten Bayık, birden fazla çocuğu okuyan hanelere dikkat çekti.
Bayık, “Bir öğrencinin kırtasiyesini, servisini ve günlük beslenmesini hesaplayın. Sonra bunu iki veya üç çocukla çarpın. Üzerine kira, elektrik, su, doğalgaz ve mutfak giderlerini ekleyin. Asgari ücretle veya tek maaşla yaşayan bir ailenin bu yükü nasıl karşılayacağını da sorun. Eğitim politikası hazırlanırken işte bu evlerin gerçek bütçesi görülmelidir.” ifadelerini kullandı.
OKUL MASRAFI YÜZÜNDEN ÇOCUKLAR ARASINDA FARK OLUŞMAMALI
Ekonomik koşulların öğrencilerin sosyal hayatını ve kendilerini arkadaşlarıyla karşılaştırma biçimini de etkileyebildiğini belirten Bayık, çocukların maddi imkânları üzerinden ayrışmasının önlenmesi gerektiğini söyledi.
Bayık, “Çocuklarımızın biri marka çanta taşıdığı, diğeri eski çantasını kullandığı için birbirinden farklı görülmemeli. Bir öğrencimiz servise binerken diğerinin ailesi ücretini karşılayamadığı için çözüm aramamalı. Eğitim, toplumsal eşitsizliği büyüten değil azaltan bir alan olmalıdır.” diye konuştu.
BAYIK: ÜCRETSİZ EĞİTİMİ AİLENİN CÜZDANINDA DA GÖRMELİYİZ
Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde ailelerin üzerindeki eğitim maliyetinin azaltılması çağrısında bulunan Bayık, sözlerini şöyle tamamladı:
“Eğitimin ücretsiz olduğunu yalnızca mevzuatta söylemek yetmez; veli bunu kendi bütçesinde de hissetmelidir. Kırtasiye, servis ve beslenme giderlerini yan yana koyduğumuzda ailelerin önüne ciddi bir eğitim faturası çıkıyor. Çocuğun hangi çantayı taşıdığı, okula nasıl ulaştığı veya öğle arasında ne yiyebildiği anne ve babasının gelirine göre belirlenmemeli. Kamusal eğitim, çocuğun okul kapısından içeri girmesini değil, eğitim hayatını eşit ve sağlıklı koşullarda sürdürebilmesini güvence altına almalıdır.”