|
Tweet |
MERKEZİLEŞEN YÖNETİM, AZALAN KATILIM
Yeni sistemle birlikte karar alma süreçlerinin hızlandığını ancak farklı görüşlerin sürece katılımının belirgin şekilde azaldığını vurgulayan Keyhıdır, “Bugün Türkiye’de kararlar daha hızlı alınıyor olabilir, ancak bu hız; istişarenin, ortak aklın ve katılımcılığın geri plana itilmesiyle sağlanıyor” dedi.
MECLİS VE YARGININ ETKİSİ GERİLEDİ
Önceki parlamenter sistemde Meclis, bürokrasi ve bakanlıkların birlikte işlediğini hatırlatan Keyhıdır, yeni dönemde bu yapının önemli ölçüde değiştiğini belirtti. Keyhıdır, “Meclisin yasama ve denetim gücünde gözle görülür bir gerileme yaşanırken, yargının bağımsızlığı da kamuoyunda daha fazla tartışılır hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.
KURUMSAL KAPASİTE ZAYIFLIYOR
Bürokratik yapıdaki dönüşümün de önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Keyhıdır, özellikle uzman kadroların geri planda kalmasının ve bazı ara kurumların kaldırılmasının devlet işleyişini olumsuz etkilediğini söyledi. “Kararların dar bir çevrede alınması, uzun vadede kurumsal kapasitenin zayıflamasına yol açmaktadır” dedi.
HIZLI KARAR, YÜKSEK RİSK
Yeni sistemin sağladığı hızlı karar alma avantajının beraberinde riskler getirdiğini ifade eden Keyhıdır, “Denge ve denetim mekanizmalarının zayıflaması, hataların zamanında fark edilmesini zorlaştırır. Bu da yönetimde sürdürülebilirliği tehdit eder” şeklinde konuştu.
ÇÖZÜM: GÜÇLÜ MECLİS, BAĞIMSIZ YARGI
Daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yönetim yapısı için atılması gereken adımlara da değinen Keyhıdır, “Meclisin denetim gücünün artırılması, yargının bağımsızlığının güçlendirilmesi ve uzman kadroların yeniden etkin hale getirilmesi şarttır. Kurumlar arası denge yeniden tesis edilmeden kalıcı çözüm üretilemez” dedi.
Saadet Partili Keyhıdır açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin ihtiyacı; sadece hızlı karar alan bir sistem değil, aynı zamanda adil, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıdır. Güçlü devlet, güçlü kurumlarla mümkündür.”