Bugun...



Elazığ İl Başkanı Çevik: Türkiye Bilim ve Ahlakı Konuşmalı - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, Türkiye’nin gündeminde olması gereken başlıkların değişmesi gerektiğini belirterek, siyasetin korku ve gerilim dili üzerinden değil; bilim, ahlak ve liyakat temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 14-03-2026 15:45

Elazığ İl Başkanı Çevik: Türkiye Bilim ve Ahlakı Konuşmalı - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

BİLİM VE ETİK YERİNE AYNI TARTIŞMALAR

Türkiye’nin uzun yıllardır aynı siyasi tartışmaların içinde döndüğünü ifade eden Çevik, “Bizim artık medeniyeti, bilimi, ilimi, siyasetin ahlakını ve etiğini konuşmamız gerekirken hâlâ aynı başlıkların etrafında dönüyor olmamız düşündürücüdür” dedi.

Son dönemde organize suç, kara para ve uyuşturucu operasyonlarının gündeme gelmesine de değinen Çevik, bir ülkenin adının bu başlıklarla anılmasının rahatsız edici olduğunu vurguladı. Çevik, bu tür gelişmelerin , işte siyasetin ülkemizin temel kodlarını oluşturan sosyal, fıtrat inancı ve o inancında temel insani hulk/ yaradılışta insana zerk edilen ahlak olduğu ki bunun temellerini peygamberler koymuştur, bunu derken asla gocunmuyor ve altını çift çiziyorum, kim ne derse desin..Bu kodlar, unutuldukça peygamber öğretmenler gönderildi, onlara zarar verince peygamberler halka kalkan oldular,canlarını hiçe saydılar, ancak daha sonra gelenler, bu işleri manple ederek fıtrata dayalı insani inanç ahlakını yayacağı savıyla saltanat gayesi güderek başka topluluğa zulmederek , hatta kendilerini eleştiren alimlere dahi acımayarak onları susturunca insanlık salt tarihteki bu çarpıklığı aldı ve büyük temel kodları geri attı..Halbuki zalüm, her şeyin düşmanıdır ; ilmün, bilmin,ahlakın, onda varolan adalet,merhamet anlayışınında düşmanı olduğu unutuldu, o insanlara kin duyan maalesef hakikatede kin kustular.. İşte bizler, tarihteki yanlış uygulamalara bakarak bir yere varamayacağımızı, ama çok derin temelleri olan kodlarımıza geri dönmemiz ve onu bulduktan sonra, yeniden o temel kodlar üzerinden şahlanacağımızı unutmamamız gerektiğini bilmemiz lazım..Ancak bu şekilde Türkiye’nin kurumsal yapısının daha da güçleneceği ve bunun dünyaya örnek olacağının da  kaçınılmaz olacağı bir gerçek..İnsani, ahşaki,adil yaşam, küçük farklılıklara düşman olmaz, hatta " Zulüm yoksa düşmanlık yoktur" İşahi Ferman ki bu insanlığın birbirine karşı saygılı olması, müsamahalı olmasını emreder ki, çünkü bütün insanlar teoriyi, pratiği aynı fabrikasyondan çıkar gibi öğrenememiş ve temel kodları üzeri örtülmüş,katnerleşmi olabilmektedir..İşte bu nedenle fıtrat ınancına dayalı hukuk sistemleri, temellerden sapmamak kaydıyla, rölatif/ akla,mantığa ,zemine göre düzenlenebilen anlayışla  tutulur, yani temelleri, ana dalları sabit kalır..Ana dallardan ayrılma insani kodlardan ayrılmadır,ama bilmemek, öğrenmeye ulaşamamak cehaletin mazeret olduğunu da unutmamamız, hemence kimseye düşman olmamamız gerektiğini bilmemiz lazım.. Kur' an' da şöyle bir ayet var :" Asıl kabul olan, Allah' a yapılan  şu tövbe ki,  bir cehaletle/ bilgisizce bir kötülük işledikten sonra, ( Bu işin fıtrata aykırı olduğunu bilincine gelince) hemence yapılan tövbedir ki işte Allah, böylelerin tövbesini kabul eder, O Alimdir, Hakimdir..Ancak bile bile bu kötülüğe devam edip, sonrada ölüm geldiğinde tövbe eden ve kafir olarak ölenin tövbesi kabul değildir ! "( Nisa Süresi,17-18)buyrulmaktadır..
Anlaşılıyor ki  ve hadislerle de teyit edilmektedir ki, çocuk rüşte ulaşmamışsa, deli ve uykuda, narkozda vs olan kimse ve bir de bilinçsiz, eğitimsiz, medeniyete yzak yerlerde, ya da hakkın ulaşmadığı kimselerin yaptıkları yanlışların azabı olmayacağı da belirtilmiştir..Bu kimseler aklı başında olduklarında sadece mer'i hukuk ne ise onunla cezalandırılırlar.. Bu da Medeni hukuk,ceza hukuku neyse odur..Diğer inanç boyutlarına ,fıtrata aykırı olmadıkça, insana zulmetmedikçe, iktidar olmak için, azınlığın örgütlenip zulmen çopunluğa bir darbe ve bir hile ile hükm etmeye kalkması da bir zulümdür, suçtur..Nasıl ki çoğunluk;  temel fıtrat inancı dahi olsa, siyasi çoğunluk bu kodlarla iktidar olsa da, hiç kimseye adalet dışı ve insanlık dığı anlayışla davranmasının bir zulüm olacağı gibi.. Böyle bir toplum aydın olmak istiyorsa, ilmi, bilmi esas alır, hukuk çerçevesinde, ilimin, mantığın namusu içinde her şeyi müzakare ederse muhakkak birbirlerini anlar ve birbirine entegre olmayı asimile saymaya gerek kalmaz..Çünkü kimse, zorla fikrini değiştirmez, çok zorlarsan yeraltına çekilir, kendini gizler, iki yüzlü ve münafık olmaya zorlanmış olur ki bu her iki veya üç,dört taraf için sakıncalar doğurur, daha da tehlikeli olur, dedi..


KORKU ÜZERİNDEN SİYASET UZUN VADEDE ÇÖZÜM DEĞİL

Toplumda uzun yıllar boyunca oluşan siyasi gerilimlerin ve anlamsız korku algısının kolay kolay ortadan kalkmadığını ve böyle devam ederse kalkmayacağını ifade eden Çevik, “Vatandaşın zihninde oluşan korku ve güvensizlik bir günde silinmez. Bu yüzden siyaset her kesim tarafından güven üretmek zorundadır, halk her şeyi anlıyor, ileyişim, bilgiye ulaşma artık çok kolay” diye konuştu.

Yukarıda az değindiğim temel kodların, yani fıtrat inanç ahlakının aslında diğer tanımı dindir..Fakat belirttiğim gibi, her temel kodları hatırlatan peygamberler sonrası bu kodlarla oynanmış, istismar edilmiş, çarpıtılmış , halkı ucuz şeylere tav ederek saptırılmıştır..İşte din, iman demek bu temel kodlardır ki maalesef gerek elleri ile Tevrat, İncil çarpıtılırken, hakkı görselerde inkara düşmeleri, ayrıca zulüm ve günahlara batmalarıyla  sapmaları neticesinde de, onlara gelen yeni yeni peygamberleri dahi ötelemeleri yüzünden Allah ve Peygamberlerinin gadabaına,lanetine uğra maları işte bu yüzdendir.. Son inen Kitap bütün insanlara bu temel kodları bir defa daha anlatsa da, saltanat hırsı peygamberden sonra , Kitap değiştirilmese de, güç odaklarınca  yanlış yorumlanarak halk manple edilmiş, buna karşı çıkan ahlaklı, adaletli alimler şehit edilmiş ve sürülmüş, ya da kendilerine yalakalık eden çıkarcı " Ulema- i Su'v denilen köyü bilginlerce bu manplatör iktidar hırsı sajipleri desteklenince halkın yanlış durumlara, fıtrata aykırı yaşamlara düşmesine sebep olmuşlardır..Bütün sıkıntılar hep bu sebeple olmuştur..Bu konulara çok değinmemin sebebi budur ve din ve inanç konusunun da çok doğru anlaşılması gerektiğini dile getiren Çevik, bilelim ki; dinin özünün insanın fıtratına, yani yaratılıştan gelen ahlaki ve vicdani değerlerine dayandığını söyledi..Buna din deyin, fikir deyin,fıtrat deyin, ne derseniz deyin, bu temel yapılar anlaşılmadığı sürece asla insanlık huzura ermeyecektir.. Yerel ve dünya siyasetinin arkasında kesinlikle bu kodlar veya bu kodların yanlış anlaşılması vardır..

“Yani, bilelim ki din; baskı aracı değil, insana hakiki kodları hatırlatıcı bir değerdir. Peygamberler öğretici olarak gönderilmiştir. Hepsi doğru insanlardır..Topluma ahlakı, adaleti ve insanlığı hatırlatmak için gelmişlerdir, onları cezalandırmak için değil, onları saptıran güç odaklarına jendilerini kalkan yapmak için gelmişler ve eğer fiili bir çatışma olmuşsa, dikjat edilirse, hep kodamanların zulmü sonucu ancak bir savunma kadar bir savaş olmuştur, burada dahi aşırı gidilmemiş ve hakimiyet olmuşsa hepsi affedilmiştir..Hatta savaş ortamında bile barışa yanaşanlara asla dokunulmamıştır” ifadelerini kullandı.

FIRKALAŞMA DEĞİL, ORTAK AKIL

Çevik, Türkiye’de inanç üzerinden korku üretmenin de, inanç üzerinden siyaset yapmanın da ve buna karşı  aşağılayıcı, saygısız davranmanında , asla toplumsal bir fayda sağlamayacağını belirterek, siyasetin ortak değerler zemininde yapılması gerektiğini söyledi.. Bu ortak değerler, önce fıtrat ahlakı, hukuka uyan ,mantığa uyan ve halkın ancak ilim,bilim ekseninde temellerden kopmadan yapılacak bir ilmi , sosyal bir seferberlikle mümkün olabileceği ve bu sağlanmadan hiç kimsenin birbirini anlayamayacağı ve eskiden olduğu gibi, peygamberlere düşmanlık olduğu gibi, en dürüst, en alim biri de olsa bu kafadan gittikçe, mutlak yanlışta dahi taraflılık esas alındıkça o toplum medeni olamaz..Bugün mecliste oturan vekillerin bu deperlerden, bu mantalitelerden tamamen uzak, küçük palyatif tartışmalarla siyaset yaptıklatını zannediyorlar..Çünkü çoğu, belki bir şirkette çaycılık dahi yapamayacak ahlak ve karakterdedirler.. Şöhret, yüklü gelirler ve bir kesimi sömürerek,atıl kaşmasını sağlamakla,yani açık  istismarla, taraftarlarını mongollaştırma adına, yani  saptırmaya kürek çeken karambol, puslu siyasi polemikler, maalesef aydınlığa toplumu sevketmek üzere rehberlik yapacak meclisi çoğunlukla bu kimseler kaplamıştır..Bu, elbette toplumda her kesimi manplasyonla  sürüklenmiş, çünkü sloganla polemik, nepotizmi sağlıyor ve  daha kalabalık toplayabiliyor ve o da maddi getirisi de o nispette..Bunu sadece bir kesim için demiyorum, siyaset ahlakı travmalı..Çünkü dış ejsenli cehalet üzere kurulan sağ ve sol örgütler bu hakikatlerin üstünü örtmek durumunda kaşmıştır..

“Yukarıda üzerine basa basa ifade etmeye çalıştığım din anlayışının, aslında temelde yaşam anlayışı olduğu Kitap' ta ve sosyolojide anlaşıldığı, ama bunu anlamak istemeyenler var.. Bunu kalıplara sokup, halkı bölerek , ucuz emellere hizmet için kullanılmalar var.! Fıtrat dediğimiz şey işte bu yaşamdır ve  insanlıktır, yani hulk/ yaradılış/ yaşam biçi mi ki o da külliyen  Ahlaktır. Din eşittir ahlak; ahlak eşittir din..Bu kadar..
İşte bu ahlak içindeki adalet  anlayışı herkese eşit davranmak demektir..Peki bu eşit adil yaklaşımı biz nereden biliyoruz? İşte o din dediğimiz, temel fıtrat ahlakı içindeki kuşatıcı dürüst bakışı temsil eder.. Yani ahlaksız dediğimiz de, aslında adaletsizde demiş oluyoruz..Maalesef biz ahlaksız dediğimizde sadece erkek kadın vs meşru olmayan yaklaşımı ifade ediyoruz ki aslında o da ahlakın içinde olan bir şube ki haya veya hayasızlık demektir..
İşte bunlar bilinmez ve eğer siyaset bu değerlerden uzaklaşırsa sorun bitmez, bitmeyecektir..Her düşünce veya inançta olan çopunluk, hem kendi toplumunu saptırmaya devamnedecek ve hem de azınlık kesime zulme,adalatsizliğe devamnedecektir..Yetmez, gücü nispetinde başka ülkelere bu yanlış anlayışlara dayalı zulmü yayacaklardır, ama kendileri odak olmakmşartıyla! Onda da ahlaki değiller, aşağıdan kimse  onların güç odağı merkezinde olmamalı!! İşte demokrasi dedikleri budur !, diyerek devam eden çevik, Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; korku değil güven, kutuplaşma değil bahsettiğim ortak akıl olmalıdır..Maalesef bunu yakalamamız, şu çıkar odaklı zeminin çoğunluğu içinde , bu puslu eksende çok zor görünmektedir.. Çünkü mevzu ehil ellerde değil ve ehil olmayan muhalefette dahi bu anlamda bir yaklaşım bekleyemeyiz..Yani, ufukta iş mucizeye kalmış gibi, mevcut yapı ve anlayışlarla bir yere varılamayacağı görülmekte.” dedi.

Sözünü tamamlamak üzere, Başkan İsmail Hakkı ÇEVİK, son olarak yukarıdaki konuşmalarını özetleme babında şunları söyledi : " Temennim , siyasete ahlakı oturtmuş bir karakyerle ve beraberinde ehliyet ve liyakati , hakim kılarız ki,  işte o zaman medeni bir toplum olabiliriz..Aksi halde, hala atalarımız böyleydi, şöyleydi deyip, övünmekle medeni olamayız, çünkü tarihte, iyi işler yanında  her dönem kötü işlerde olmuştur, hem de akıl almayacak şeylerde..O halde Allah, peygamber harici herkes hata yapabilmekte ve eksik birer insan olabilir..Bunun hesabını burada veya ahirette vereceklerdir..Buna inanmakta ahlaktır..
Demem o ki; Hiçbir  dönem, şahıs putlaştırılmamalı, takılıp kalınmamalı, temeller korunmalı, asla bu hakikat varoluş sebebimiz temellerden, buna bağlı mantıktan, tutarlılıktan, yani insan olmaktan  vazgeçilmemeli ve Allah' tan hariç, peygamber olsa dahi hiç kimse  putlaştırıl mamalıdır..Doğru iş sergileyen kimselere elbette sevgi, saygıyı devamlı tutmalıyız, bu başka..Put etmek; temel ahlaki kodları hiçe saymak ve gelişen ilme rağmen yerinde saymayı kabul etmek, ya da o neyse, kişi veya kişilerce , onu  kendi çıkarını sağlamak adına  perde yapmak için kendisini ve  mahluku put addedip yanlışsız ,hatasız put kabul göstermektir, onu sloganlaştırıp dümenini çevirmektir.. İşte insanların en karaktersizi budur ki, temelleri tahrip edip, insanlığı soysuzlaştırmaktır..Bu çopumuzun belkide farkında olmadığı asıl tehlikedir, asıl tehlikeli kişilerdir..Böyle yerlerde bulunmak hüzündür, travmadır..Adı ne olursa olsun..Herkesin, bütün insanlığı bu konuya doğru dikkatini çekmesi, salt siyaset değil, insani bir sorumluluktur..Şu andaki dünya konjöktüründeki sıkıntıların temelinde büyük oranda, hatta belki de tamamında bu yanlış, eksik bakış açılarından kaynaklanmaktadır..Kimisi biraz daha sapkın, kimisi despot, iç sorunlarını halledememiş üllelerin yumuşak karnı, karşıdakinin ele alacağı donelerdir..Bunları sıfırlamak zırdur, çünkü insan psikolojik bir varlıktır ve dünya cennet değildir. Lakin dünyayı cehennem yapmamak için,hasedi,fesadı bırakır, tembelliği üzerimizden atar, emeğe ve haklara saygıyı artırırsak, o zaman dünyayı cehennem olmaktan uzaklaştırabiliriz ki, işte bunun yolu, her insanın temel fıtrat inanç ahlakını kabul etmesiyle mümkündür, yoksa palyatif, geçici ferahlamalar, çözüm değildir.. "




Kaynak: 22haber.com.tr




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Çukurova Belediyesi'nin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI