|
Tweet |
ALTINA SARILAN HAZİNE, BEDELİNİ MİLLET ÖDÜYOR
Dış borç yönetimindeki başarısızlığın iç borçlanma maliyetlerini katlanılamaz boyutlara taşıdığını belirten Alsan, “Hükümet bu tabloyu örtmek için altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracına yönelmiştir. ‘Yastık altındaki altınları sisteme çekiyoruz’ söylemiyle sunulan bu yöntem, denize düşenin yılana sarılması misali yeni ve riskli bir borçlanma tercihidir” dedi.
Altına dayalı borçlanmanın ancak altın fiyatlarının istikrarlı olduğu dönemlerde makul bir seçenek olabileceğini ifade eden Alsan, 2024’ten bu yana küresel gelişmeler nedeniyle altın fiyatlarının tarihi zirvelere ulaştığını hatırlattı. 2026 Şubat ayı itibarıyla altının ons fiyatının yaklaşık 5.043 dolar seviyesinde olduğunu belirten Alsan, bu koşullarda altına endeksli borçlanmanın kamu maliyesi açısından ağır bir yük anlamına geldiğini söyledi.
204 TONU AŞAN BORÇLANMA
2024 yılından 26 Ocak 2026 tarihine kadar ihraç edilen altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikalarının toplamının 204 tonu aştığını vurgulayan Alsan, “Bu borçlanmalardan yaklaşık 649 milyar TL gelir elde edilmiştir. Ancak itfa döneminde ödenecek tutarın 1 trilyon 738 milyar TL’yi aşacağı hesaplanmaktadır. Aradaki fark 1 trilyon 89 milyar TL’dir. Hazine, borçlandığı her 100 TL için yaklaşık 268–271 TL ödeme yükümlülüğü altına girmiştir” dedi.
726 MİLYAR TL’LİK EK MALİYET
Aynı tutardaki borçlanmanın Devlet İç Borçlanma Senetleri yoluyla yapılması halinde toplam maliyetin yaklaşık 726 milyar TL daha düşük olacağını belirten Alsan, bu farkın 2025 yılı bütçesinde eğitime ayrılan kaynağın üçte birine, sağlık ya da yatırım harcamalarının ise üçte ikisine denk geldiğini ifade etti.
Alsan, “Bu tablo, altına dayalı borçlanmanın KKM benzeri yeni bir servet transferi mekanizmasına dönüştüğünü göstermektedir. Altın tahvillerine erişebilen sınırlı bir kesim yüksek kazanç sağlarken, bu yük milyonlarca vatandaşın sırtına vergi ve enflasyon olarak binmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRK MİLLETİ ADINA SORUYORUZ
Anahtar Parti olarak kamuoyu adına sorular yönelttiklerini ifade eden Emircan Ahmet Alsan, şu ifadeleri kullandı:
“Gelecek nesilleri ipotek altına alan bu borçlanma modelinin dünyada başka bir örneği var mıdır?
Altına endeksli borçlanmayla iki yıl içinde vatandaşın sırtına yüklenen 726 milyar TL’lik ek maliyetin izahı nedir?
Yüksek enflasyonist süreçte açıklar büyürken altın tahvili ya da altına dayalı kira sertifikası ihracı yangına körük tutmak değil midir?
Harcamalar kontrolsüz biçimde artırılırken, yüksek maliyetli borçlanmanın bu milletin sırtına kalıcı bir yük getireceği öngörülememiş midir?”
YÖNETİLEMEYEN EKONOMİNİN BEDELİNİ MİLLET ÖDEMEMELİ
Açıklamasının sonunda Alsan, “Yönetilemeyen ekonominin faturası millete kesilemez. Borçlanarak günü kurtaran değil, üreterek büyüyen bir ekonomik model mümkündür. Anahtar Parti olarak itirazımız bunadır” ifadelerini kullandı.